Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâmü tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm. "Allah’ım! Sen selâmsın (esenlik kaynağısın), selâm (esenlik) Senden gelir. Ey Celâl ve İkram Sahibi! Sen çok yücesin, bereketin daimdir."
Lâ ilâhe illâllâhu, vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ kulli şey’in kadîr. "Allah’tan başka ilah yoktur. O, tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır ve O, her şeye kadirdir."
Allâhumme lâ mâni‘a limâ a‘tayt(e), ve lâ mu‘tiye limâ mena‘t(e), ve lâ yenfe‘u zâ’l-ceddi minke’l-cedd(ü). "Allah'ım! Senin verdiğini engelleyecek kimse yoktur, Senin engellediğini verecek kimse yoktur. Senden gelen kazanç ve güç, sahibine hiçbir fayda sağlamaz."
Gul e'ûzü birabbin-nâs, melikin-nâs, ilâhin-nâs, min şerril-vesvâsil-hannâs, ellezî yüvesvisu fî sudûrin-nâs, minel-cinneti ve'n-nâs. De ki: "İnsanların Rabbine, insanların Melikine, insanların İlâhına sığınırım; sinsice vesvese verenin şerrinden, insanların göğüslerine vesvese verenin şerrinden, cinlerden ve insanlardan."
Gul e‘ûzu birabbi’l-felak(ı), min şerri mâ halak(ı), ve min şerri ğâsik(in) izâ vekab(â), ve min şerri’n-neffâsâti fî’l-‘ukad(i), ve min şerri hâsid(in) izâ hased(â). De ki: "Felakın Rabbine sığınırım, yarattıklarının şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden ve kıskandığı zaman kıskanç kişinin şerrinden." (Felak:1-5)
Allâhumme innî es’elüke ‘ilmen nâfi‘an, ve rizkan tayyiben, ve ‘amelen mütekabbelâ. Allah’ım! Senden faydalı ilim, helâl rızık ve kabul olunan amel istiyorum.
Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdu, yuhyî ve yumît, ve hüve alâ kulli şey’in kadîr. Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O, diriltir ve öldürür. O, her şeye kadirdir.
Allâhu lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm. Lâ te’huzuhû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fi’s-semâvâti ve mâ fi’l-ard. Men zellezî yeşfe‘u ‘indehû illâ bi-iznih. Ya‘lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum. Ve lâ yuhîtûne bi-şey’in min ‘ilmihî illâ bimâ şâ’. Vesia kürsiyyuhû’s-semâvâti ve’l-ard. Ve lâ yeûduhû hifzuhumâ ve hüve’l-‘aliyyü’l-‘azîm. "Allah, O'ndan başka hiçbir ilah olmayan, daima diri, her şeyin kayyumu (yöneteni ve koruyanı) olandır. O'nu ne bir uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında olan her şeyi bilir. Onlar ise O'nun ilminden, O'nun dilediğinden başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O'na ağır gelmez. O, yücedir, büyüktür." (Bakara: 255) [Âyete'l-Kürsî]
Kul hüvallâhu ehad. Allâhü’s-samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ahad. De ki: O Allah birdir. Allah Sameddir (Her şey O'na muhtaç, O hiçbir şeye muhtaç değildir). O, doğurmamış ve doğurulmamıştır. O'na hiçbir şey denk değildir. (İhlas:1-4)
Sübhânallâh, ve’l-hamdu lillâh, ve’llâhu ekber. Allah’ı her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim, hamd Allah’a aittir, Allah en büyüktür.
Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdu ve hüve alâ kulli şey’in kadîr. Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O, her şeye kadirdir.